Kış aylarında hastalıklardan korunmanın yolları

28 09 2008

Sağlık Bakanlığı Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürü Seraceddin Çom, havaların soğuması ile birlikte beslenme şeklinde değişiklikler olduğunu belirterek, kış mevsiminde tüketimi artan yağlı ve şekerli besinlere karşı uyardı.

Sağlık Bakanlığı Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürü Seraceddin Çom, ANKA’ya yaptığı açıklamada, havaların serinlemesiyle birlikte sağlıklı ve dengeli beslenme konusunda alınacak önlemlere ilişkin uyarılarda bulundu. Çom, hava sıcaklığının değişmesinin özellikle grip ve soğuk algınlığı gibi enfeksiyon hastalıklarının görülme sıklığında artışa neden olduğunu belirterek “Grip ve soğuk algınlığından korunmak için bağışıklık sistemini güçlendirmek gerekir. Kış mevsimini hissetmeye başladığımız şu günlerde yeterli ve dengeli beslenmenin sağlanması sağlığımızın korunması açısından önem taşımaktadır” dedi. Kış mevsiminde havaların soğuması ile birlikte beslenme şeklinde değişikliler olduğunun altını çizen Çom, “Genellikle yağlı ve şekerli besinlere eğilim artmaktadır. Kış aylarında kapalı ortamlarda daha fazla vakit geçirilmekte, fiziksel aktivite yoğunluğunda azalma olmaktadır” dedi. Çom şunları söyledi:

“Kış mevsiminde fiziksel aktivitenin az olması, gecelerin uzaması nedeni ile televizyon başında fazla zaman geçirilmesi ve besinlerin atıştırılması gibi nedenlerden dolayı vücut ağırlığında istenmeyen yönde değişiklikler olabilmektedir. Genellikle yaz aylarında dikkat edilmeye başlanan kilo kontrolü, kış aylarında yerini ihmalkârlığa bırakır. Birçok insan, kalın giysiler içerisinde kilolarını daha rahat saklayabileceklerini düşünerek, sağlıklı beslenme alışkanlıklarından uzaklaşırlar. Oysa, kış aylarının en belirgin hastalıklarından olan grip ve nezleden korunabilmenin yolu sağlıklı, yeterli ve dengeli beslenme ile mümkündür.”

-“BOL BOL SEBZE VE MEYVE TÜKETİN”-

Yaşamın her döneminde yeterli ve dengeli beslenmenin sağlığın korunması için esas olduğuna işaret eden Çom, yapılması gerekenleri ise şöyle sıraladı:

“-Bu nedenle, dört besin grubunda bulunan çeşitli besinler en az 3 ana ve 3 ara öğünde yeterli miktarlarda alınmalıdır.

-İmkanlar dahilinde her gün mevsiminde bol meyve ve sebze tüketilmesi önerilmektedir. Kış aylarında vücut direncini artırmak ve vücuda yeterli miktarda vitamin ve mineral alınmasını sağlamak için sebze ve meyve çeşitlerinden yararlanılması gerekmektedir. Savunma sistemini güçlendirici özelliği olan A ve C vitamini gibi antioksidan vitaminlerden zengin, havuç, brokoli, kabak, lahana, karnabahar, maydanoz gibi sebzelerin yanı sıra kış aylarında bolca bulunan portakal, mandalina, elma, greyfurt gibi meyvelerin tüketimi önemlidir.

-Gerek C vitamini ihtiyacının karşılanmasında gerekse de sıvı alımına katkı sağlaması açısından taze sıkılmış meyve sularının tüketilmesi de önemlidir. Meyve sularının tüketiminde önemli olan sıkıldıktan hemen sonra tüketilmesidir. Çünkü meyve suyunun bekletilmesi C vitamininin azalmasına neden olmaktadır.

-E vitamini de bağışıklık sisteminin güçlendirilmesinde etkilidir. Soğuk algınlığı ve diğer enfeksiyonlara karşı vücut direncini arttırmakta, A vitamininin okside olmasını da engellemektedir. E vitaminin iyi kaynakları olan; yeşil yapraklı sebzeler, fındık ceviz gibi yağlı tohumlar ve kuru baklagillerin yeterli miktarlarda tüketilmesi önemlidir.

-Kış aylarında mahrum kalınan güneş ışınları, vücudun D vitamini gereksiniminin karşılanamamasını neden olmaktadır. Kemik ve diş sağlığı açısından önemli olan D vitamini, güneş ışınlarıyla deri tarafından üretilen bir vitamindir ve besinlerde pek fazla bulunmaz. D vitamininin yanı sıra balık, beyin fonksiyonlarının gelişimi için gerekli çoklu doymamış yağ asitleri (omega 3), kalsiyum, fosfor, selenyum ve iyot mineralleri ile E vitamini için de iyi bir kaynaktır. Bu nedenle kış aylarında imkanlar dahilinde haftada 2-3 kez yenilmesi önerilmektedir.

-Kış aylarında genellikle meydana gelen beslenme alışkanlıklarının başında, daha yağlı yiyecekleri tüketmeye olan eğilimdir. Yağ tüketimine özellikle dikkat edilmeli, katı margarin ve tereyağından kaçınılmalı, yoğun yağlı etlerden uzaklaşılmalıdır.

-Kış aylarında vücut ağırlığı kontrolünün sağlamasında; basit karbonhidrat olan saf şeker ve şekerli besinler yerine kepekli ekmek, makarna, bulgur gibi tam tahıl ürünlerinin tüketilmesine özen gösterilmesi, enerjisi yüksek hamur tatlıları yerine sütlü tatlılar, meyve tatlılarının tercih edilmesi, hareketsizlik nedeniyle artan sindirim problemlerinin önlenmesinde posa içeriği yüksek kuru baklagillerin tüketilmesi (haftada 2-3 kez) ve düzenli fiziksel aktivite yapılması önemlidir.

-Vücut ısısını dengede tutabilmek için bol sıvı alımı gerekmektedir. Yeterli sıvı alımı vücutta oluşan toksinlerin atılması, vücut fonksiyonlarının düzenli çalışmasında, metabolizma dengesinin sağlanmasında ve vücutta pek çok biyokimyasal reaksiyonun gerçekleşmesinde son derece önemli rol oynamaktadır. Bu nedenle, her gün en az 2-2.5 litre su içilmeli, sıvı alımının karşılanmasında ıhlamur, adaçayı, kuşburnu çayı, açık çay gibi içecekler tercih edilmelidir.”

ANKA





Hipertansiyon ilacı kemik erimesine iyi geliyor

28 09 2008

Atatürk Üniversitesinde bir grup bilim adamınca yürütülen çalışmada, hipertansiyon tedavisinde kullanılan ilacın osteoporozun (kemik erimesi) önlenmesi ve tedavisinde önemli yararları olduğu belirlendi.

Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi Farmakoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyeleri Yrd. Doç. Dr. Zekai Halıcı, Doç. Dr. Halis Süleyman, Araştırma Görevlisi Elif Çadırcı, Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Bünyamin Börekçi ile Fen-Edebiyat Fakültesi Fizik Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Yüksel Özdemir deney fareleri üzerinde yaptıkları bilimsel çalışmada, piyasada farklı endikasyonda kullanılan bir ilacın ”kadınların korkulu rüyası” olan osteoporoz hastalığının tedavisi ve önlenmesinde büyük faydalar sağladığını belirledi.

Bilimsel çalışmanın yöneticisi Yrd. Doç. Dr. Zekai Halıcı, AA muhabirine yaptığı açıklamada, halk arasında ”kemik erimesi” diye bilinen menopoz sonrası kadınlarda görülen ve yaşam kalitesini azaltan aynı zamanda vücutta kendiliğinden kırıkların oluşmasına yol açan osteoporozun tedavisi ve önlenmesi açısından önemli bir gelişme sağladıklarını söyledi.

Hipertansiyon hastalarına verilen ve uluslararası iki ilaç firması tarafından farklı adlarla üretilen ilacın aslında osteoporoz tedavisinde ve önlenmesinde büyük etkisinin olduğunu deney fareleri üzerinde yaptıkları araştırmayla ispatladıklarını anlatan Yrd. Doç. Dr. Halıcı, şunları kaydetti:

”Yaptığımız çalışma ile ilacın bulduğumuz etkisi hem osteoporoz oluşma mekanizmasında yeni ufuklar açacak hem de yaşlılıkla beraber seyreden hipertansif ve osteoporotik hastalarda bu tip ilaçların ilk tercih olmasını sağlayacaktır. Bu ise dünya literatüründe bir ilk olmuştur. Bir başka açıdan bakarsak hipertansiyon hastalığı osteoporoza yol açmaktadır. Biz bu çalışma ile osteoporotik olmayan fakat riski bulunan hipertansiyon hastalarda bu tür ilacın kullanılmasını önermemiz bile tek başına evrensel bilime çok önemli bir katkılar sağladığını düşünüyoruz.”





Bayramda nasıl beslenmek gerekiyor?

28 09 2008

Uzmanlar, Ramazan ayındaki 2 ana öğün tüketiminin düzene alıştığını, Ramazan sonrası kişilerde psikolojik olarak aşırı yemek yeme ihtiyacı oluşabileceğini açıkladı. Uzmanlar, bu durumda gaz, hazımsızlık, mide bulantısı, tansiyon yükselmesi gibi sağlık problemlerinin oluşabileceğini belirtti.

Bartın Sağlık Müdürlüğü Sağlık Eğitim Şube Müdürü Yasemin Güven, Ramazan bitimiyle yemek yeme ihtiyacının ortaya çıkabileceğini, bu durumda kilo alınacağını ve bazı rahatsızlıkların oluşabileceğini söyledi. Güven, “Ramazan ayı boyunca bazı beslenme hataları sonucunda metabolizma hızı yavaşlama eğilimi gösterebilir. İki ana öğün tüketimi sonucunda mide ve barsak sistemi bu düzene alıştığından ramazan ayının sona ermesiyle kişilerde psikolojik olarak aşırı yemek yeme eğilimiyle hızlı ve çok miktarda, yağ oranı fazla, kalori içeriği yüksek gıdalar tüketildiği görülmektedir. Fazla miktarda ve yağlı besinler tüketimi ile kişilerde gaz, hazımsızlık, mide bulantısı gibi mide ve barsak sistemi rahatsızlıkları veya tansiyon yükselmesi gibi birçok sağlık problemi görülebilmektedir. Bu nedenle bayramla birlikte eski yemek alışkanlıklarına yavaş yavaş geçiş yapmak en doğru olanıdır” dedi.

BAYRAMDA BESLENMEYE DİKKAT

Bartın Sağlık Müdürlüğü Sağlık Eğitim Şube Müdürü Yasemin Güven, bayram günü beslenmelere dikkat edilmesi gerektiğini, aniden kan şekerini yükseltmeyecek besinlerin tercih edilmesi konusunda uyarılarda bulundu. Güven, “Bayram günü kişiler mutlaka beslenmelerine çok dikkat etmelidirler. Sabah güne hafif bir kahvaltı edilerek başlanmalıdır. Kahvaltıda peynir, zeytin, domates, salatalık, reçel, kepek ekmek, buğday gevreği, süt, meyve gibi hafif besinler tüketilebilir. Bir öğünde çok fazla miktarda değil, gün içerisinde az miktarlarda öğünlere dağıtılarak yemek yenmelidir. Öğün düzeni 3 ana öğün, 3 ara öğün olacak şekilde ayarlanmalıdır. Sabah kahvaltısı ve öğle arasında meyve, süt, yoğurt gibi besinler tüketilebilir. Öğle ve akşam yemekleri de küçük porsiyonlarda, yağ miktarları düşük, kan şekerini hızla yükseltmeyecek besinlerden oluşmalı, öğünler tüm besin gruplarını kapsamalıdır. Çorba, ızgara et veya etli sebze yemeği, salata, kepek ekmek, ayran gibi bir öğün küçük porsiyonlarda tutulduğunda yeterli ve dengeli bir öğün olabilmektedir. Akşamüzeri tekrar bir ara öğün alınmalı; kepekli yağsız tost, kepekli bisküvi+peynir, süt, meyve gibi seçeneklerden birisi seçilmelidir. Yine akşam yemeğinden sonra yatmadan 2 saat önce hafif bir ara öğün alınabilir” dedi.

BAYRAMDA KOMPOSTO VE AYAN TÜKETİN

Bartın Sağlık Müdürlüğü Eğitim Şube Müdürü Yasemin Güven, bayram sabahı, Ramazan’da düşen sıvı miktarının düzene girmesi için mutlaka ayran, komposto gibi sıvı içeriği yüksek gıdaların alınması gerektiğini söyledi. Güven, “Ramazan süresince kişilerde sıvı alımı düşmektedir. Bu nedenle mutlaka bayram süresince ve sonrasında ayran, komposto gibi sıvı içeriği yüksek gıdalar ve su içilerek günlük sıvı ihtiyacı olan 2-2.5 lt/güne ulaşılmalıdır. Ramazan süresince uzun açlık sürelerine rağmen bir çok kişi de kilo artışı görülmektedir. Metabolizma hızının yavaşlaması ve hareketlerin azalması ile kilo artışları gözlenebilir. Bayram ve bayram sonrası yavaş yavaş eski yemek düzenine geçerken metabolizma hızının artması ve sağlıklı yaşam için mutlaka haftada 3 gün düzenli egzersize başlanmalıdır” dedi.
Uzmanlar, Ramazan Bayramında sıvı ve gıda tüketimleri konusunda uyarılarını yaparken, vatandaşlar da sağlıklı beslenmek için, uzmanlar tarafından yapılan uyarıları dikkate alacaklarını belirtti.








Follow

Get every new post delivered to your Inbox.